Isparta’da
Siyasetin yeni bir yan etkisi ortaya çıktı:

Kamera alerjisi.

Eskiden millet
Kamerayı görünce öne atılırdı.

Şimdi kadraja girmemek için
Geri geri kaçıyor.

Çünkü denklem değişti.

Eskiden fotoğraf
Seçim çalışmasıydı.

Şimdi resmen
Risk analizi.

Biriyle yan yana geliyorsun…

Piksel masum.

Flaş masum.

Kadraj masum.

Ama paylaşım yapıldığı an
Siyasi hayatın simülasyonu başlıyor.

Görüşen yanıyor.

Çektiren yanıyor.

Sosyal medyada
Resmin altına kalp koyan bile
Tereddütte kalıyor:

“Acaba ben de mi yandım?”

Öyle bir devirdeyiz ki…

Artık biriyle çay içerken
En kritik soru:

“Nasılsın?” değil.

“Telefonun cebinde mi?”

Eğer telefon masadaysa
Herkes tedirgin.

Eğer telefon cebindeyse
Derin bir nefes alınıyor.

Şimdi bir de
Bu işin görünmez kahramanları var.

Gidiyor.

Görüşmesini yapıyor.

Çayını içiyor.

Mevzuyu bitiriyor.

Ama ne bir kare var,
Ne bir konum bildirimi.

Onlara ne diyeceğiz?

Siyasi gölge mi?

Kriz savar mı?

Yoksa…

“Bu adam dijital iz bırakmama sanatını çözmüş!”

mü?

Galeri tertemiz.

Giriş çıkış sessiz.

Adam resmen
Siyasi hayatta kalma rehberini yazmış.

Bir de durumun farkında olup
Hala bıyık altından gülerek
Kameraya poz verenler var.

Cesaret mi?

Özgüven mi?

Yoksa…

“Bizi de gönderin”
diye özel davetiye mi çıkarıyorlar?

Onu zaman gösterecek.

Ama ortada net bir gerçek var:

Artık siyasette
En tehlikeli cümle:

“Hadi bir hatıra fotoğrafı çekilelim.”

Bu teklifi duyan
Otomatik olarak vites küçültüyor.

Artık fotoğraf çekilirken
İnsanların yüzüne değil,
Telefonun kamerasına bakılıyor.

Çünkü kimse
Fotoğrafın nasıl çıkacağını değil…

Fotoğrafın başına
Ne açacağını merak ediyor.

Kadraja girmek kolay.

Kareden çıkmak
Biraz zaman alıyor.